Sınırsızlıklar Bağlamında Bir Roman ve Duygunun Evrimi: “Lö Aşk” | Aydın Meral

Duygunun evrimi de diğer tüm bağlamlardaki evrimsel süreçler gibi zaman için gittikçe giriftleşen bir yapıya sahip olmuştur. Değişim ve dönüşümler, duyguların basit çizgisel akışlardan çıkarak düzlemsel ve çok dallı budaklı psikolojik bir düşünsel alana varmıştır. Bu duygu yumağı arasında kuşkusuz aşk, en belirgin ve vurucu güce sahip olandır. İlk insanla başladığına ilişkin kuşku barındırmayan bu duygu deseni, günümüz insanının insanî tarafını en çok yontan ya da türeten itkinin adıdır. Bir nesneye, -bazen bir düşünceye-, bir arayışa ve en çok da bir insana yönelen aşk, soyutluğun somuttaki karşılığı olarak da tanımlanabilir.

İnsan türü arasındaki aşk, yerleşik kalıplara dayanmaktadır. Bu kalıpların asıl vurgusu karşı cinsler arasındakidir ki bu neredeyse tüm farklı toplum ve inanç sistemlerinde kabul gören ve benimsettirilen bir değer yargısıdır. Bunun dışında yaşanmış, yaşanıyor olan ve muhtemelen sonrasında da yaşanacak olan ilişkiler normal’den sapma olarak görülür. Bu görülme salt şu an durumun sapma olarak görülmediği toplumlarda bile sadece birkaç on yıl geriye gidildiğinde olayların muhataplarının korkunç cezalarla yok edildiğini görmekteyiz. Konunun can yakıcılığı, tabusallığını sosyologlar bilimsel koruma kalkanı altında özgürce yazabilirken yazarlar, şairler ve veyahut diğer bazı yazarçizerlerin bu konuya eğilmesi, yazması, konuşması hep bir mayınlı arazi riski barındırır zira toplumdan nasıl bir refleks görecekleri ve refleksin yeri ve zamanı hep rastlantısallığa tabidir. Arazideysen o mayın illa ki patlayacaktır çünkü!

Enki takma adı kullanılarak yazılan Lö Aşk romanı, yukarıda değindiğimiz mayınlı araziye girilen bir kurgusal metin. Yazarın tabu olan eşcinsel ilişkiyi işlemesi ve bunu oldukça hacimli ve içerik olarak sakınılmayan bir örgüyle yazması, romana yazınsal alanda yeni bir alan açmak gerektiğine işarettir. İki erkek arasında geçen aşka tanıklık etmek, yaşamın bu yönü de olduğunu kavramak, bu bireylerin toplumsal ve –belki de kamusal alanda– bu toplumsalın bireyde yarattığı hezeyanlara, çıkar yol bulmalara ve kendi çekirdek çevrelerine karşı düştükleri zor anları okumak sanırım “normal”e alışmış okuyuculara anlamlı bir okuma süreci yaşatacaktır.

Eşcinselliğin salt duygu boyutu taşımadığını, tensel bir istek ve doyum barındırması heteroseksüel bireyleri sarsan bir olgusallık barındırması ama eşcinsel bireyler için bunun doğallığı bu iki grubun sürgit sürecek olan bu çatışkılarını devam ettirebilme olasılığına saplanıp kalmayan Yazar –Enki– kurgusal zaman dilimi olarak belli bir aralığı işleyen süre boyunca ana karakterlerin tüm yaşamına geniş bir odaklama yapmıştır. Zevkleri, kaygıları, yaklaşmaları, coşkunlukları, geçmişteki dolambaçlıklarının yarattığı andaki olgunlukları, yer yer kendilerince bile eleştirilen ve sağaltılması gerektiğini düşündükleri ve bunda yol da aldıkları uyuşturucu bağımlılıkları ve tüm bunlara karşın süren başarılı sosyal, iş ve eğitim hayatları bize bütünsel bir yaşam öyküsü oluşturuyor.

Romanın ana izleği eşcinsellik omurgasıyla ilerlerken karakterlerin ve olaysal bağlamın düzlemsel boyut gereği geniş çizilmesi bize karakterlerin, mekânların, olayların ve yaşamsal bağlamın da bize sunduğu verileri de ulaşmamızı sağlıyor. Öğrencilik yaşamı, farklı ekonomik sınıflardaki insanların söylem ve edimleri, ana mekân olan İstanbul’un yaşadığı değişimler ve yeni tarzlar gibi çokça alt tema, romanın ana akışına katkı sunup onu zenginleştiren öğelerdir.

Romanın içeriksel yönünde bunlar öne çıkan unsurlarken biçem yönünde sade ve akıcı bir dil yapısıyla karşılaşmaktayız. Eşcinsel yaşamına ait jargonun kullanımı dilsel alanın sınırlarını genişleterek bağlama zenginlik katmıştır. Dilin böyleliği, içerik-dil bağını da güçlendirmiştir.

Roman ya da diğer kurgusal metinlerin art alanını oluşturan ve akışı besleyen düşünsel yön burada salt aşk bağlamında işlenmemiştir. Kuşkusuz çizgisel bir akış seçimi kurgusal metinlerin salt eylemselliğe bürünmesine ve metnin yüzeysel kalmasına neden olur. Lö Aşk’ta yazar bu hataya düşmeyerek romanın düşünsel yönünü psikolojik bir zemine oturtmuştur. Romanın bu yönü, metinsel zeminin ve eşcinsel karakter arasındaki duygu bağının daha anlaşılırlaşmasını sağlamıştır. Okuyucu, karakterlerin edim ve söylemlerini okurken bunları psikolojik nedenselliğini de öğrenerek derinsel bir alımlama yapabilir noktaya evriltebilir. Bu yön, romana bir psikolojik roman kimliği de kazandırmıştır zira çok yönlü ve değişime açık karakterler, kurgusal metinlere metinsel değer kazandıran unsurlardır.

Seçtiği konunun bamteliliği, karakterlerin özgün yönleri, bazı sosyal duyarlılıklara atıfta bulunması, olaylara psikolojik bir dayanak oluşturması ve tüm bunları yalın bir dilsel tercihle aktarılması Lö Aşk romanını okuyucu nezninde bir olumluk atfettirecek bir nesneye konumuna taşıyacaktır.

Aydın Meral