LÖ AŞK

Hem çok romantik hem de bir delilik hali. Hem aşkların en büyüğü hem de en hastalıklısı. Hem yazılmış en marjinal kitaplardan biri hem de sadece ‘gerçek’ ahlakı savunmak için yazıldı. Romantik bir aşk romanı mı okuyacaksınız? Yoksa kolay okunan bilgilendirici bir psikoloji kitabı mı? Belki de okuyacağınız en ahlaksız kitabı okuyacaksınız. Ne okuyacağınız tamamen sizinle alakalı olsa da, sizi temin ederim bambaşka bir şey okuyacaksınız. Çünkü Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk...


LÖ AŞK

Bambaşka Bir Aşk

Lö Aşk I   (Aşk-Psikoloji) :

Lö Aşk birbirinin kaderi olmakla, bağımlısı olmak arasında gidip gelen, güç ve para dışındaki duyguların varlığını unutmuş bir narsistle, umuda dair tüm kelimeleri tükenmiş bir bağımlının, destansı ama bir o kadar da imkansız âşkını konu alıyor…

Birbirlerinin ömrü olmayı başarıp iyileşebilecekler mi? Yoksa yollar, daha başlamadan mı ayrılacak? Baştan çıkaran tutkunun pençesinde deliren iki manyağın, içinde; âşkı, tutkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, coşkuyu, depresyonu, seksi, vahşi arzuları, mutluluğu, keskin inişleri, sevgi dolu kabullenişleri ve hatta uyuşturucuyu barındıran sıra dışı hikâyesine tanık olmaya hazır mısınız?

Lö Aşk kahramanların yaşadığı ‘cennete’ okuru nazikçe davet ederken; okur, kendini büyülü bir kanala çeken, buram buram aşk kokan cesur satırların arasında buluyor. Hikâye her okurun zihninde bambaşka bir âşkla başkalaşıyor…

ENKİ

Bir yazar olarak Enki’yi yaratmamın elbet bir mânası var, öte yandan tarihsel bilgilerdeki Enki’nin bir yaratıcı olmasının da anlamı var. Her şeyden önce hedeflerim var, bu hedefler doğrultusunda atılan bütün adımların bir sebebi var. Gelin sizlere de anlatayım; henüz tanışmadan, beni tanıyıp benliğimi hissedin.

Sümer metinlerine göre insanlık, Enki’nin spermlerinden gelmektedir ve tüp bebek yöntemiyle (bir dişi maymunun rahiminde) oluşturulmuştur. Tabletleri en ilginç yapan özelliklerden biri de günümüz tüp bebek teknolojisini altı bin yıl önce betimliyor olmasıdır. Tabletlere göre Enki, altın madeni çıkarttırma amacıyla kullanılacak olan insanları azat ettirebilmek için çabalar, kimseyi ayırmaz ve sonunda özgürleşmelerini sağlar. Kapsayıcı, birleştirici bir baba figürüdür Enki....

Devamı >

Basından Haberler ve Söyleşiler

Lö Aşk

Edebiyat Haber Söyleşi

Enki: “Türkiye’de yazılmış en cesur kitaplardan birini yazdığıma inanıyorum.”
Enki ile Yeni İnsan Yayınevi tarafından yayımlanan ilk romanı Lö Aşk hakkında görüştük.

Devamını Oku >

Lö Aşk

Dada Kitap Söyleşi

Enki’nin “Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk” kitabı raflarda
Yeni İnsan Yayınevi, edebiyat kitaplığına Enki’nin “Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk” isimli kitabını ekledi.

Devamını Oku >

Basından Haberler ve Söyleşiler


Lö Aşk

Aydın Meral Söyleşi

Duygunun evrimi de diğer tüm bağlamlardaki evrimsel süreçler gibi zaman için gittikçe giriftleşen bir yapıya sahip olmuştur.

Devamını Oku >

Lö Aşk

Yenigün Haber Söyleşi

Lö Aşk, aşka dair ümitlerini tüketmiş, dünyayı güç ve paradan ibaret sanan bir narsistle cenneti hazlarda arayan bir bağımlının tanışmasıyla başlıyor.

Devamını Oku >

Lö Aşk

Gazete Damga

Yeni İnsan Yayınevi, edebiyat kitaplığına Enki’nin “Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk” isimli kitabını ekliyor.

Devamını Oku >

Basından Haberler ve Söyleşiler


Lö Aşk

Hürses Söyleşi

Lö Aşk, aşka dair ümitlerini tüketmiş, dünyayı güç ve paradan ibaret sanan bir narsistle cenneti hazlarda arayan bir bağımlının tanışmasıyla başlıyor.

Devamını Oku >

Blog Enki

Hande Kader’in Anısına…

BEN TRAVESTİ DEĞİLİM

Düşünsenize, nerde doğmak isterdiniz? Amerika mı?...

Devamını Oku >

Gelecek Projeler

Lö Aşk – II

Lö Aşk II (Aşk-Psikoloji) :

Aşklarıyla patolojilerinin bütün dişlileri kusursuza iç içe geçmiştir; birlikte hayatlarının en güzel günlerini yaşarlarken, bir yandan da her şey hiç olmadığı kadar kaotiktir…

Birbirlerini tamamen hayatlarını katarak ailelerinin en içlerine girerler, birlikte dünyayı gezdikçe geleceğe dair planları da somutlaşmaktadır. Ancak atladıkları ‘ufak’ bir şey vardır…

Birbirleri için her geçen gün daha da vazgeçilmez olurlarken, patolojilerinin yarattığı gizli kaos arzusu da hep oradadır… Aralarına girmekte kararlı ve kısmen başarılı olan manyak kadın yüzünden artık her şey çok daha zordur! İkisi içinde kaçacak yer kalmamıştır…

Ya ‘onlar’ kazanacaktır ya da âşk,

Ya var olunacaktır ya da yok!

Lö Aşk – III

Lö Aşk III (Aşk-Psikoloji) :

Sınır nedir? İki insanın birbirini sevmesinin ya da iki insanın birbirini acıtmasının bir sınırı olabilir mi? Delilik nedir ? İki insanın birbirini delirtmesiyle, birbirini delice sevmesi aynı şey olabilir mi? Âşk nedir? Hem bir psikolojik rahatsızlık hem de cennetin ta kendisi olabilir mi? Bu soruların ve çok daha fazlasının yanıt bulacağı serinin son kitabında, Enki’yle ve onun arkasındaki adamla tanışacaksınız…

Ya vazgeçmek istediklerimiz, asla vazgeçmediklerimizse...

Âşkı da acıyı da iliklerinize kadar hissedeceğiniz, sonsuzluğa tanık olacağınız bir sona hazır mısınız?

K4DIN

K4DIN (Polisiye-Psikoloji) :

Yirmi yaşına kadar kimseyle iletişim kuramayan bir kadının; Elif’in hayatı âşkla yüzseksen derece değişmiştir. Kırk yaşına geldiğinde Elif iletişimin efendisi, şirketiyse Türkiye’nin en büyüklerinden biri olmuştur, artık asla yalnız değildir çevresinde onlarca kişi vardır ama aslında yapayalnızdır. Evdeki yardımcısı Melek ve şöförü Tolga dışında neredeyse kimsesi yoktur, taa ki…

Tarlabaşındaysa bambaşka bir dünyada travesti Hülya hayatının en mutlu gününü yaşamaktadır. Yılların hor görülmesi, aşağılanmasından sonra artık her şey sona ermiştir, bundan sonra kral da benim kraliçe de diye iç geçirir. Üst komşusu Can’ın ya da kendisine hitap edilmesini istediği o saçma isimle; Mor’un yalvaran bağrışlarına koşar…

Dört K4DIN’ın hayatlarının kesiştiği yerde, acıları da çarpışır fakat çoktan kaybedilmiş bir savaş uğruna birlikte savaşacakları akıllarının ucundan dahi geçmez. K4dın cinayetleri, şiddet, nefret cinayetleri, tecavüz gibi toplumsal konuları; toplumun dört ayrı ucundan dört ‘marjinal’ k4dınla birlikte; okurken yaşamaya, daha iyi bir dünya için birlikte savaşmaya ya da katilin kim-ler olduğunu bulmaya hazır mısınız?

İnsanlığın karanlık yüzü, k4dının aydınlık yüzünü kapatamayıncaya dek…

Hazzın Doruklarında

Hazzın Doruklarında (Bilim Kurgu – Psikoloji) :

Ya tek bir hap yutarak istediğiniz her şeyi elde edebilseydiniz, dünya mükemmel bir cehennem olmaz mıydı? Uzman Psikolog Tim, ülkesindeki siyasi baskılardan kaçmak için Barcelona’da kimya doktorası yapmaya başlar. Yola çıktığında ne dünyanın en sevilen, en zengin adamı olacağından haberi vardır ne de insanlığı geri dönülemez şekilde değiştireceğinden…

Şu anda canınız ne istiyor? Orgazm olmak ya da aşık olmak mı ? Belki de diyet yüzünden en sevdiğiniz yemeği tıka basa yediğinizde ortaya çıkan duyguya hasretsinizdir ya da kaybettiğiniz köpeğinizin tasmasını gördünüz ve hüzünlenmeye ihtiyacınız var… Aldatan kocanızı bir daha affetmemek için biraz nefret de fena olmaz sanki? Siz en iyisi iki gündür görmediğiniz arkadaşınıza özlemle sarılmak için birkaç ‘özlem hapı’ alın ya da her ne istiyorsanız onu alın, onu yaşayın…

Tim bir insanın dünya için ne kadar değersiz olduğu gerçeğiyle zar zor yaşarken, bir insanın tüm dünyayı değiştirebileceğini fark edenlerden olacaktır… 2150’li yıllarda geçen hikaye, bilimin gelişim hızını göz önünde bulundurularak, ihtimaller dahilinde bir gerçeklik inşa eder. İstanbul’dan, Barcelona’ya ve hatta Wall Street’ten dünyadaki tüm eczanelere yayılan Hazzın Doruklarında, şimdide sizlerin zihnine ve kalbine yayılmak için doğru zamanı bekliyor.

En ütopik hayaller, en distopik gerçeklere dönüşürler…

Lö Terapi

Herkesin terapiye ihtiyacı olsa da, her şey yolundaymış gibi davranmaya genellikle daha çok ihtiyaç duyarız. Bu yüzden kendimizi ikinci hatta üçüncü plana atıp, elalemin istediği kişiler olarak yaşamaya devam ederiz. Terapiye harcayacağımız parayı, ‘hazza’ yani; alışverişe, içkiye, gezmeye v.b. harcayarak anı kurtarıyor fakat kesin çözüm için hiçbir şey yapmıyoruz. Çözümün anahtarının terapiden geçtiğini bilen bir adam olarak; toplumu terapi konusunda bilinçlendirirken, bir yandan da yaralarınıza merhem olup sizlere yol göstermek için sağdaki sorular formunu oluşturdum.

Lö Terapi’de kimliğinizi gizlemek ya da gizlememek sizin elinizde.

Anlatın, dinliyorum;

> <

Lö Soru Cevap

1 Soru: Lö Aşk yayınlanan ilk kitabınız mı?

Cevap: Evet ilk, ancak son olmayacak gibi. Lö Aşk 3 kitaplık bir seri, ayrıca şu an taslakları hazır olan yazılmayı bekleyen dört kitabım daha var, www.loask.com.tr gelecek projeler bölümünden inceleyebilirsiniz.

2 Soru: Her dev aşkın sonu Lö Aşk mıdır?

Cevap: Gözlemlerime göre; dev olan hemen her aşk, zaten özünde Lö Aşk’tır. Tarihte yaşanmış büyük aşkların hikayelerini, klinisyen bakış açısıyla okurken; o dev aşkların içindeki patoloji rahatça görülüyor aslında. Zaten hep demez miyiz “ aşk delice bir şey” diye?

3 Soru: Hayatındaki Lö Aşk serüveninin 3 kitapta biteceğine nasıl eminsin?

Cevap: Değilim, dördüncü bir kitap yazarsam bana sitem etmeyeceğinizi umuyorum.

4 Soru: Lö Aşk’ın anlamı nedir? Ne amaçla bu isimle sayfa açtınız?

Cevap: Fransızca’da başına getirildiği kelimeyi erilleştiren ‘Le’ yani ‘Lö’ artikeline atıf yapan bir anlamı olmakla birlikte Lö Aşk’ın kitapta ifade ettiği daha derin bir anlam daha var…

Lö Aşk: Birbirinizin kişilik bozukluklarını besleyerek büyüttüğünüz, delice büyük ama bir o kadarda inişli çıkışlı aşklara verdiğim patolojik & psikolojik bir terim. Bu yüzden serinin ismini Lö Aşk olarak belirledim.

5 Soru: Kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?

Cevap: Kitapta “ya bir kitap yazacaktım ya da kendimi öldürecektim” yazıyor. Özetle ben kitap yazmayı seçtim. Okulda, evde, sokakta, işte ayrımcılık yüzünden çeşitli acılar yaşayan bireyleri meslek hayatımda iyileştirmeyi başarmış biri olarak, bireylerin en başta bu acıları hiç yaşamaması uğruna bir savaş vermek demekti benim için kitap yazmak.

6 Soru: Bir insan neden homofobik olur?

Cevap: Psikolojiye göre homofobi evrimsel temellere dayanan bir savunma mekanizması aslında, çok ilkel ama bir o kadarda doğal. Doğal olmayan 21. Yüzyılda bu ilkelliği engelleyecek temelde ahlaklı ve “bilimsel yaklaşımı” bilen eğitimli bireyler yetiştiremiyor olmamız.

7 Soru: Psikolog olduğunuz için kitapta psikolojik çıkarımlar da olacak mı?

Cevap: Kitabın geneli, bir eşcinsel çift üzerinden; aşka, insan doğasına, duygulara, psikolojik rahatsızlıklara, uyuşturucuya ve daha birçok konuya psikolog perspektifinden bakıyor. Bilimsel okumalarıma ve klinik gözlemlerime dayanan birçok çıkarımımı da sizlerle paylaştım.

8 Soru: Sadece bir aşk kitabı mı? Yoksa daha fazlası mı?

Cevap: Aslında psikolojiyi, insanı, kişilik bozukluklarını herkesin anlayabileceği bir dille anlatan (nefret etmeyen herkes) bilgi verici ama bir yandan da Leyla ile Mecnun hikayesi kadar romantik ve delice bir hikâye. Hemen her okuyanın farklı bir noktadan yorumlayacağını düşündüğüm için sanırım sorunuzun cevabı “çok daha fazlası” olacak.

9 Soru : Narsist biriyle nasıl başa çıkabilirim?

Cevap: Narsist biriyle ilişkide başa çıkmanın tek yolu öz farkındalıktır. Lö Aşk’ta narsistin sizi nasıl değersizleştirerek kendi hakimiyetinde tuttuğuna dair onlarca örnek var. Bu bağlamda başa çıkmada Lö Aşk’tan da yardım alabileceğinizi düşünüyorum.

10 Soru : Konu olarak oldukça farklı, neden bu konuyu seçtiniz?

Cevap: Öncelikle toplumlardaki ortalama #lgbtiq+ birey oranı %11’lerdeyken Türkiye’de insanların deve kuşu gibi kafalarını kuma gömmesinden, üniversitelerdeki uyuşturucu problemlerinin bilinip yokmuş gibi davranılmasından son derece rahatsızım, bu konular kitabı “ilginç” mi yapıyor yoksa gerçekçi mi? emin değilim. Bu açıdan bakıldığında aslında konu ilginç değil; biz toplum olarak “inkar” mekanizmamızı çokça kullanıp, yokmuş gibi davranıyoruz…

Lö Soru Cevap


11 Soru: Bu kitapla ulaşmak istediğiniz kitleyi merak ediyorum.

Cevap: Ben iyi yazılmış her kitap gibi Lö Aşk’ında kendi kitlesine ulaşacağını düşünüyorum ancak açıkçası en çok bir ötekinden nefret eden, ayrımcı kişilerin okumasını istiyorum. Çünkü biliyorum gerçeklerle yüzleşmek ne kadar zor olursa olsun, en çok gerçekleri merak ederiz. Seri boyunca pek yumuşak olmayan fakat çokça gerçek sürprizlerim var.

12 Soru: Kitap daha çok dram mı yoksa komedi türü mü olacak? Neye daha çok ağırlık verdiniz?

Cevap: Üç kitaplık bir kitap serisinden, bir karakterin yaşam öyküsünden bahsediyoruz. Her yaşam gibi içinde her birinden var. Yazarken onlarca kez kahkahalara boğuldum, ağladım, düşüncelere daldım, aşkı içimde hissettim hatta pişmanlıklar yaşadım. Genel hatlarıyla ilk kitapta daha çok mutlu bir hikaye sizleri bekliyor diyebilirim.

13 Soru: Olay kurgu mu, yoksa sizin yaşadıklarınız mı?

Cevap: Lö Aşk hayallerde bir aşk fakat tamamen gerçek. Üçüncü kitapla beraber tanıştığımızda, ne kadarı benim gerçeğim bunu da açıklayacağım; ancak o zamana kadar puzzle parçalarını birleştirenlerin de olacağından eminim. Teşekkürler.

14 Soru: Bu kitapla birlikte birçok LGBTİ+ bireyin kendini gizlemekten kurtulacağını söyleyebilir miyiz?

Cevap: Açıkçası bu konu kişilerin tamamen “öznel” tercihi olduğu için böyle bir iddiada bulunamam. Ancak bu kitap serisi ve sonrası süreçte planlarım doğru işlerse; birçok eşcinselin toplumda daha az yargılanacağını “umarım” söyleyebileceğiz.

15 Soru: Kitabınızın konusundan dolayı ötekileştirilmekten korkuyor musunuz?

Cevap: Bu sorunun iki cevabı var. Birincisi; evet korkuyorum, korkmasam üç kitabın sonunda hikaye bütünlüğü oluşmadan da ismimi sizlerle paylaşırdım. İkincisi; hayır korkmuyorum, çünkü maddi manevi hayatını kurmuş, çevresi tarafından sevilen, saygı duyulan biriyim. Hayatım pek değişmeyecek.

16 Soru: Neden bu kadar esrarengizsiniz?

Cevap: Başarının anahtarı doğru planlamadır. Böyle olması gerekiyor… Teşekkürler.

17 Soru : Aşk esaret mi , özgürlük mü? Yoksa özgürlükten bile bile cayıp esareti kabullenebilmek mi? Sahi aşk ne?

Cevap: Aşk; esaret altında yaşanacak bir özgürlüğü; karşı koyma fırsatın olmadan, bile isteye kabul etmektir…

Aşkın özgürlüğü öyle geniştir ki; ya beraberken tamamen kendiniz olur, çocuklaşır saçmalarsınız.

Ya da…

Aşkın esareti öyle büyüktür ki; tek bir gün dahi kendiniz olamadan sadece onun için yaşarsınız…

18 Soru: Bu seriyi yaratırken nelerden ilham aldınız? Hangi romanlar, filmler, diziler ya da olaylar sizi etkiledi?

Cevap: Eşcinsellik örüntüsünün işlendiği birçok yabancı dizi ve film izledim ancak kasıtlı olarak ‘özgün kalabilmek’ adına kitapları okumadım.

Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde iki sene süren, 16 toplumdan dışlanmış eşcinsel danışanımla gerçekleştirdiğim terapi süreci ve tabii kendi kalbim asıl ilham aldığım noktalardır.

Grup terapiler sırasında bir şeylerin değişmek zorunda olduğuna karar verip, bu amaçla planlar yapmaya başladım. Şu an planın %10’u karşınızda, %90’ı yükleniyor

19 Soru: Hemen soruyorum, neden sürekli arkan dönük?

Cevap: Üçüncü Kitaba kadar anonim kalabilmek için. Sevgiler.

20 Soru: İnsanlar neden aşkın cinsiyeti olabileceğini iddia ediyorlar? Sizce bu onların sevgisizliklerini saklama biçimi mi?

Cevap: Buna evrimsel olarak bakarsak; insanlar kendine benzemeyenleri ötekileştirerek, kendilerini korumaya/değerli hissetmeye çalışırlar.

Daha post-modern bakarsak; Türkiye’de ana savunma din olsa da, ben asıl sorunun eğitimden kaynaklandığını düşünüyorum. Dindar aileleri tarafından sevgiyle kabul edilen birçok eşcinsel danışan gördüm.

21 Soru: Bir şeyi yaşamadan onu ne kadar anlatabilirsiniz ki? Yaşayan birinin cenneti anlatması gibi.

Cevap: Cenneti yaşayan, cehennemi görmeden ölmezmiş.

Seri içinde sizi eğer bir sakıncası yoksa; cennetten, cehenneme götürüp, tekrar cennete döndürmekle birlikte birkaç farklı planım daha var.

22 Soru: Kitap hangi LGBTİQ+ bireyleri anlatacak?

Cevap: Kitabın ana karakterini iki erkek oluştursa da; ben Lö Aşk’ı, yönelim, ırk, din, dil ayrımcılığı gibi sebeplerden acı çeken her bir birey için yazdım. Her insan anlaşılmak ister ve anlaşılmak her insanın hakkıdır.

Lö Aşk ahlaki bir felsefeyle yazıldı; bu felsefe LGBTİ+ bireyleri kapsasa da, ayrımcılığa uğrayan her birey için bir başkaldırıdır.

23 Soru: Lö Aşk’ın kitaptaki ilk cümlesi nedir? Bu kadar muhteşem bir romanın ilk cümlesinin nasıl başladığını merak ediyorum.

Cevap: Sürprizlerle dolusun hayat. 10 Mayıs 2012 Hayatımda her şey tek kelimeyle BOK gibi gidiyordu ve ben hayatımın en mutlu günlerini geçiriyordum. ( Dünyanın en saçma denklemi gibi gözükse de, tam olarak böyleydi) Daha ne olabilir ki dememek lazımmış; hayatın her zaman dahası, hatta çok daha fazlası olabiliyormuş…

24 Soru: Seni sen yapan üç şey nedir Enki?

Cevap: 1) Cesaret 2) Açık sözlülük 3) Öğrenme merakı

25 Soru: Kitabı ben de büyük merak içinde bekliyorum ama fazla abartıyorsun bayım?

Cevap: Belki de… Zaman ikimizden birini haklı çıkaracak bayım. Teşekkürler.

Lö Soru Cevap


26 Soru: Yine aşık olsan bu Lö Aşk mı olurdu?

Cevap: Bir daha dünyaya gelsem Lö Aşk’ı tatmadan ölmekten çok korkardım ancak senin sorun “bir şeyleri formatlayıp yine aşık olsan, Lö Aşk mı olurdu?” ise; bence her ömre bir tane Lö Aşk yeter. İkincisi psikolog da olsanız delirtir. Ciddiyim.

27 Soru: Psikolojinin en gizemli, en şaşırtıcı, en inanılmaz, ağızları açık bırakan konusu var mı?

Cevap: Dünyanın en ünlü üniversitelerinden Stanford Üniversitesinde hapishane deneyi yapılıyor. Psikoloji öğrencilerden (çakma) suçlu ve gardiyanlar seçiliyor. Gardiyanlar gücün verdiği egoyla, gerçekte suçsuz üniversite öğrencisi olan mahkumlara hakaret ediyorlar, işkence yapıyorlar. (baya kötü şeyler yapıyorlar) İnsanlığın içindeki kötü yanın güçle ortaya çıktığını gösteren bir deneydir.

28 Soru: Seks aldatmak mıdır? Çiftler arasında karşılıklı sex-free bir ilişki olması sağlıksız mı?

Cevap: İnsan doğası tek eşli değildir. Ancak insan iradeli bir varlık olarak karşısındaki kişi için fedakarlık yaparak iradeli davranabilir. Bence çiftler kendi arasında anlaştığı müddetçe her iki durumda gayet sağlıklı. Biz psikologlar hayatınızın kurallarını koymuyoruz, sizi tanıdıktan sonra seçmiş olduğunuz hayatın sonuçlarını birlikte konuşuyoruz.

29 Soru: Tad almama, zevk almama, sevgi hissetmeme vs. gibi his duymama konusunda bir şeyler söyler misiniz?

Cevap: İhtimaller; Narsist kişilik bozukluğu, Şizoid kişilik Bozukluğu, Anti sosyal kişilik bozukluğu, Travma sonrası stres bozukluğu diye gidiyor… Size işin özünü bilmeden seçenek sunmam doğru olmaz ama terapiste gitmenizi öneririm. Hayat duygularla beraber daha keyifli olacaktır.

30 Soru: Size göre en zor psikolojik rahatsızlık nedir?

Cevap: Bana kalırsa şizofreni ve bipoların semptomları, hayat boyu ilaca bağımlı yaşamak gibi birçok zorluğu olduğunu düşünmekle beraber, her hastalığın getirdiği avantajlar da var. Kimse bipolar kadar hazda yaşayıp, eğlenip çılgınlık yapamaz veya hiç kimsenin şizofren bir birey kadar hayal gücü, soyut düşünme kabiliyeti gelişemez. Nereden baktığımıza bağlı.

Bardağın yarısı boş! Hayır o bardağın yarısı dolu!

31 Soru: Psikologlar kendi sorunlarıyla başa çıkabilir mi? Yoksa her psikoloğun başka bir psikoloğa ihtiyacı olur mu?

Cevap: İnsan kendi hatalarını, döngülerini tam olarak göremiyor çünkü insanda savunma mekanizması isminde, yaptığınız her şeyi kulpuna müthiş şekilde uyduran bir mekanizma var. Ben ve tanıdığım bir çok terapist arkadaşım terapiye gidiyor ancak her terapistin terapisti vardır diye de genelleyemem.

32 Soru: Üniversitede görülen psikoloji dersleri neler ve sizi zorlayan ders hangisi?

Cevap: Cognitive psychology ve Biological psychology diye beyinle ilgili iki ders vardı, en çok bunlar zorladı çünkü beyinle ilgili 2 bin tane falan İngilizce terim, bölgeyi ezberledim -Türkçe ezberlemek de kolay değil- bir de çok ödev yapmak zorladı, yine de gerçek anlamda zorlandım diyemem, lisans bittikten sonraki her adım bir öncekinden daha zor.

33 Soru: Psikoloji okuyan birinin iş bulması çok zor Türkiye’de! Yoksa ben de çok isterim. Fikriniz nedir?

Cevap: Okul bittikten sonra mutlaka master yapmalı ve en kısa 3, en uzun 7 yıllık ana ekol eğitimi alırsanız, üzerine 6’şar aylık; cinsel terapi, çift terapisi, evlilik ve aile, yas terapisi, grup terapisi gibi eğitimleri de tamamlarsanız ve işinizde iyiyseniz, kolay iş bulabileceğinize inanıyorum. Sorunuza cevap vermek gerekirse evet çok zor, insan okumaktan sıkılabiliyor, eğitime para veya zaman ayırmakta zorlanabiliyor. Yine de gerçekten isteyen her insan zoru başarabilir. Karar sizin, sevgiler.

34 Soru: Psikologlukta empati kurmak mı gerekiyor?

Cevap: Bir insanla empati kurabilmek için onunla tamamen aynı yaşam deneyimlerine, tamamen aynı sıralamada, aynı pozisyonda maruz kalmak ve birebir aynı kişiliğe sahip olmak gerekir. Yani empati tam manasıyla mümkün değildir. Biz danışanın bütün bu faktörlerin etkisi altında ne hissettiğini anlamaya çalışır ve sıkça sorgularız. Diğer yandan bunu profesyonelce yaparak kendimizi da belirli bir oranda “sağlıklı” kalabilmek adına dışarıda tutarız. Yine de çok etkileyici seanslar sonrası, neredeyse her terapistin hüngür hüngür ağladığı olmuştur.

35 Soru: Sürekli olarak bir şey ve kişilerden bıkıyorum, en yakın dediklerim hiç olabiliyor. Neden?

Cevap: Bu durum bir kişilik bozukluğuna işaret ediyor, terapi almanız dışında verebileceğim bir tavsiye maalesef yok. Koca bir geçmişiniz var. Nedenleri anlamak için önce tanışmamız, birbirimize güvenmemiz, kara kutumuzu yavaş yavaş açmamız gerek. Keşke daha fazlasını yapabilsem….

36 Soru: Bipolar hastalığı olan biri sizce çocuk yapmalı mı? Ya da evlenmesi ne kadar mantıklı olur?

Cevap: Her bipolar hastası Mr. Jones filmini izlemeli, isteyen bipolarlar evlenmeli, isteyen bipolarlar çocuk yapmalı. Diğer yandan %25 ihtimalle genin çocuğuna geçebileceği riskini de bilmeli ve normal bir anneye göre, özellikle de depresif atak dönemlerinde 100 kat fazla çaba harcamanız gerektiğini de bilmelisiniz. Karar sizin. Ancak Lityum kullanmayı reddeden bipolar hastaları bence yapmasa daha iyi. Lityum ve türevleri çok önemli!

37 Soru: Aşkta cinselliğini konumu hakkında bir şeyler söyleyebilir misiniz?

Cevap:
Önce aşkı tanımlayalım. Bilimsel olarak aşk; bir nesne sayesinde oksitosin hormonu salgılamak demektir.

Kadınlar; doğum yaptıklarında, aşık olduklarında ve orgazm olduklarında bu hormonu salgılarlar.

Erkekler; sadece aşık olduklarında ve orgazm olduklarında oksitosin salgılarlar.

Birine aşık olmanın bir çok sebebi var ama özetle oksitosin şart. Kadın bilinçaltı bunu çocuktan doyurabileceğini bilir ve cinsellik olmadan, çocuğuna iyi baba olacağına inandığı kişiye aşık olabilir. Erkek bilinçaltı ise bunun seksle geleceğini bilir ve cinsellik olmadan aşık olamaz ya da bakire sevgilisi olan çoğu erkek gibi; buluşma öncesi mastürbasyon yapar. Aslında bu mastürbasyonu onlara yaptıran bilinçaltlarındaki “o kıza aşık olma” isteğidir. Özetle; cinselliğin aşkta yeri çok büyük ancak cinsellik olmadan da aşık olma konusunda bilinçaltımızın yaratıcı çözümleri var. Yine de kolay yoldan bir bütün olmak, bence aşkta doymanın en güzel yoludur…

38 Soru: İnsanlar haftada bir aşık oluyor. Buna siz de benim kadar şaşırıyor musunuz?

Cevap: Pek şaşırdığım söylenemez. Bunun sebebi 0 – 4 yaş arasında annenin çocuğunu hem çok yapışarak sevmesi hem de sert mizaçla itmesi (dövmesi, bağırması vs.) Çocuk ilk nesne ilişkisinde sevgiyi; yapışmak ve itilmek olarak öğreniyor. Haftada bir yapışacak birini bulup, sonrada onu kendi elleriyle itiyor. Gayet patolojik bir davranış olmakla beraber, aşkla pek alakası yok bu durumun. Tabi istiyorlarsa bırakın aşk sansınlar, çünkü aksine ikna edemezsiniz.

39 Soru: Uzun soluklu ilişkiler de cinsellik heyecanını kaybeder mi? Yoksa tam tersi mi?

Uzun ilişkiden bahsediyorsak, arada aşk olduğunu da varsayıyorum. Uzun ilişkilerde insan doğası heyecan arayarak başkalarını arzulayabilir ancak başkalarıyla aynı hazza ulaşamaz. % 99,9 hayal kırıklığıyla sonuçlanır. Bunun sebebi vücudumuzun da bir hafızası olmasıdır. ( Bu sayede merdiven çıkarken basamaklara tek tek bakmıyoruz.) Vücut alıştığı teni, kokuyu, vücudu arar… Aldatmak aslında karşındaki kişinin değerini anlamayı da sağlıyor. Aldatıp yakalanan tüm danışanlarım; “ben onsuz yaşayamıyorum, nasıl beni affeder?” sorusuyla geliyor. Özetle; heyecan azalır da çıkarda. En heyecanlı seksler genellikle barışma seksleridir. Baktınız heyecan azaldı, kavga edip barışın ve sevişin. :)

40 Soru: Sizce, hayatın bilinmezliğinde endişeye kapılmadan yaşamayı nasıl başarabiliriz?

Cevap: Merhaba; anksiyeteden bahsediyor gibisiniz. Endişelerimiz bizim kötü sonuçlardan korunmamızı da sağlayabilir, hayatımızın kalitesini de düşürebilir. Dengeyi yakalamak önemli. Bilişsel davranışçı terapi ekolünde anksiyete ortalama 3-5 seansta çözüme ulaştırılıyor. Eğer hayatınızı olumsuz etkiliyorsa BDT ekolünde bir terapiye başlayıp, bunu çözmenizi öneririm.

Fotoğraflar & Videolar



Lö Aşk Play List

Lö Aşk'ın yazım sürecinde dinlediğim müzikler.


Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk
Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk

Fotoğraflar & Videolar


Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk
Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk
Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk

Fotoğraflar & Videolar


Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk
Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk
Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk

Fotoğraflar & Videolar


Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk
Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk
Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk

Fotoğraflar & Videolar


Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk
Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk
Lö Aşk Bambaşka Bir Aşk